gototopgototop

Arı İş Arıcılık



Translate

English French German Italian Portuguese Russian Spanish Turkish

Mail grubumuza katılmak için


Online Ziyaretçi

Şu anda 18 ziyaretçi çevrimiçi


İSTANBUL ARICILIK KURSLARI

> Ana Sayfa Haberler
Arıcılık ile ilgili her türlü soru ve siparişleriniz için günün 24 saati telefomuzu arayabilirsiniz.
Telefon: 0212 466 54 55
GSM:  0536 682 54 15

info@aricilik.info

 

 

Telefonlarımız

Emekli Olduğu Postanenin Önünde Bal Satıyor

Haberler

Sivas'ın Suşehri ilçesinde postaneden emekli olan ve arıcılıkla uğraşan bir kişi, emekli olduğu iş yerinin önünde bal satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor.

 

Suşehri Postanesi'nden 3 yıl önce emekli olan ve şu anda Kösedağ'ın eteklerinde arıcılıkla uğraşan Cemil Kul (53), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıldır arıcılık yaptığını söyledi.

 

Posta dağıtıcısı olarak çalıştığı kurumdan emekli olduktan sonra arıcılıkla daha da fazla ilgilenmeye başladığını anlatan 2 çocuk babası Kul, şu anda tek işinin arıcılık olduğunu kaydetti.

 

Emekli olmadan önce 15 kovan arısının olduğunu, emekli olunca kovan sayısını artırdığını belirten Kul, 'Emekli olmadan önce 15 kovan arım vardı. Bu arılarıma, çalıştığım için o dönemde arkadaşlarımın arılarının içerisinde bakıyordum. Emekli olduktan sonra arıcılığı bir ticari sektör haline getirmek için 90 arı kovanı yaptım ve şu anda halen bu işe devam ediyorum. Kösedağ eteklerinde bulunan arılarımdan aldığımız çiçek özlü balları, Suşehri'nde emekli olduğum postanenin önünde satarak evimizin ekonomisine destek oluyorum. Yetiştirdiğim ballardan, şehir dışına da satıyorum' diye konuştu.

 

Bal fiyatlarının geçen yıla göre hiç artmadığını kaydeden Kul, üretim maliyetlerinin arttığını, ancak fiyatların yükselmediğini savundu. Şu anda balın kilosunun 12-15 lira arasında satıldığını anlatan Kul, 'Artık bal sektörü de yavaş yavaş bitmeye başlıyor. Bu şartlarda maliyetler yükseldikçe işler zorlaşacak ve kimse bu işi yapamayacak' dedi.

 

Korsan bal satanların piyasada fiyatları çok düşürdüğünü ifade eden Kul, 'Dışarıdan gelen bazı kişiler, 'bal satıyoruz' diye içerisinde ne olduğu bilinmeyen ürünleri kilosu 7 liradan satıyorlar. Bu da ister istemez işlerimizi etkiliyor. Kesinlikle ucuza satılan, bal denilen o şeyler bal değildir. İçerisine artık ne katıyorlar belli değil. Bu konuda vatandaşların çok dikkat etmesi gerekiyor' diye konuştu.

 

 

 

Arılar felç geçirip geri dönemiyor

Haberler

Edirne Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Erdoğan Altınordu, Trakya'da görülen arı ölümlerinin bal rekoltesini önemli ölçüde etkilediğini belirterek, ''Sadece Edirne'de 1000 ton olan bal üretimi 400 tona düştü'' dedi.

Edirne Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Altınordu, ayçiçeklerinin çiçek açma dönemlerinde arıların kovanlardan çıktıktan sonra geri dönmediklerini, dönenlerin de yanlış kovanlara girmeye çalışması nedeniyle bekçi arılar tarafından öldürüldüklerini bunun da kovanlarda arıların azalmasına yol açtığını söyledi.

KİMYASAL İLAÇLAR YÖNLERİNİ ŞAŞIRTIYOR

Arı ölümlerinin bir kısmının tarımda yabani otlara ve zararlı böceklere karşı uygulanan kimyasalların bilinçsizce kullanılmasından kaynaklandığını ifade eden Altınordu, şöyle konuştu: 

''Tarım alanlarında kullanılan bazı kimyasallar arılara ciddi zarar veriyor. Daha önce bilimsel araştırmalarla da tespit edilmiş indoktrin etkin maddeler, arının sinir sistemini felç ediyor. Fransa, İspanya, Kanada ve Amerika'da bununla ilgili yapılmış çalışmalar var. Arıya zarar verdiği yönünde. Özellikle arının sinir sistemini, yön bulma duyularını etkiliyor. Kovandan çıkan ve kimyasallara maruz kalan arılar, kovanlarını bulamıyor, yön bulma duygusunu yitiriyor ve felç olarak ölüyorlar. Kimyasallara maruz kalan arılar kovanlarına döndüğünde de arı ailesi ilaca maruz kaldığı için onları kovana kabul etmiyor ve öldürerek kovanın dışına atıyorlar.''

Altınordu, 2005 yılından itibaren Trakya'da görülen arı ölümlerinin bal rekoltesini önemli ölçüde etkilediğini bildirerek, ''Sadece Edirne'de geçen yıl 1000 ton olan çiçek balı rekoltesi, bu yıl 400 tona düştü'' dedi. 

TARLAYA GİDEN ARI GERİ GELMİYOR

Erdoğan Altınordu, Edirne'de 38 bin adet fenni kovanda bin 300 arıcı ailenin geçimini sağladığını sözlerine ekledi.

Birlik üyesi İlyas Özgül de 8 yıldır arıcılık yaptığını, ayçiçeklerinin açması ile birlikte kovandan çıkan arılarının geri gelmediğini söyledi. Arıların, nektar yoluyla ayçiçeklerden tarımsal ilaç aldığına işaret eden Özgül, ''Tarlaya giden arılar geri gelmiyor. Bu nedenle kovanlarda arı popülasyonu azalıyor ve bal olmuyor. 180 kovan arıdan 12 teneke bal alan arkadaşlarımız var. Tarımda yanlış kullanılan ilaçların önlemi alınmaz ise Trakya'da arıcılık bitecek. Bitkisel üretimde de çok büyük gerilemeler olacak ve çiftçi de kaybedecek'' diye konuştu.

14 yıldır arıcılık yapan Ahmet Altın ise 90 sandıktan sadece 7 teneke bal alabildiğini kaydetti.

TRAKYA'YA GELEN ARICILARDA ETKİLENDİ

Çiçek balı için Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesine 350 kovan arı getiren İzmir Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fikri Balkan da Trakya bölgesine Türkiye'nin bir çok yerinden gezginci arıcı geldiğini anlatarak, ''Arıların ölmesi nedeniyle bal kaybım yüzde 70. Artık arı ölümleri nedeni ile zarar etmeye başladık. Bu yüzden gelen arıcı sayısı her yıl azalıyor. Ben seneye gelmeyi düşünmüyorum. Gezginci arıcı zarar ediyor. Bu Trakya'da bitkisel üretimi de etkileyecektir'' dedi.

Trakya'ya her yıl ayçiçeği mevsiminde çiçek balı için gezginci arıcılar tarafından 500 bin kovan arı getirildiği tahmin ediliyor.

 

 

Genç Belediyesi, 100 kadını arıcı yapacak

Haberler

Bingöl’ün Genç Belediyesi’nin hazırladığı ve 100 kadının arıcılık alanında istihdam edilmesini amaçlayan proje kabul edildi. Proje, AB Merkezi Finans İhale Birimi ile İŞ-KUR işbirliğinde başladı.

 

Genç Belediye Başkanlığı, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortak fonladığı ve İŞ-KUR’un izlediği ‘Kadın İstihdamının Desteklenmesi’ hibe programından ‘Genç Kadınlarına Arıcılık Ana Arı ve Organik Bal Üretimi Projesi’ kabul edildi ve proje çalışmaları başladı.

 

Belediye Başkanı Abdurrahim Ariç başkanlığında yürütülen çalışmalarda, Proje Koordinatörü Sultan Acar tarafından yürütülen proje çalışmaları şimdiden heyecanlandırdı. Başkan Ariç, “AB-Merkezi Finans İhale Birimi-İŞKUR işbirliğinde 292 bin Avro ile fonlanan projemiz, Genç kadınlarına arıcılık mesleğini öğreterek, bölgede vasıfsız ve işsiz kadınlarımızın sosyalleşmesinin ve istihdam edilebilirliğinin önünü açacak.” dedi.

 

Projenin uygulama ortakları olan Bingöl İl Tarım Müdürlüğü, Bingöl Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Arıcılık Programı Bölümü ve Türkiye Merkez Arı Yetiştiricileri Birliği.

 

Proje hakkında bilgi veren Belediye Başkanı Abdurrahim Ariç, “Merkezi Finans ve İhale Birimi Sözleşme Makamı ve Belediyemiz arasında 30.07.2010 tarih ve TRO7HI.02-001/243 sayılı sözleşme ile uygulamaya geçen Kadın İstihdamının Desteklenmesi Programından Genç Kadınlarına Arıcılık Ana Arı ve Organik Bal Üretimi ile İstihdam Projemizi kazanmış olduğumuzu ve uygulamasının başladığını, sevinç ve memnuniyetle halkımıza bildirmekten gurur duymaktayım.” dedi.

 

“BU PROJEYİ BAŞLANGIÇ OLARAK GÖRECEĞİZ”

 

Belediye olarak, bundan sonraki süreçte daha fazla proje üreteceklerini ve bu projeyi de başlangıç olarak kabul edeceklerini belirten Başkan Ariç, “Avrupa Birliği hibe fonlarından belediyemizin almış olduğu ilk proje olması nedeniyle, bu projeyi iyi hazırlanmamız gereken bir sınav, önümüzdeki dönemlerde de belediyemiz için bir referans olarak öngörüyoruz.

 

Hazırlık aşamasında işinin ehli bölgede pek çok başarılı proje uygulamış ve kadınlarımızın sosyalleşmesi yönünde rol modeli olacağına inandığımız Sultan Acar’ı Proje Koordinatörü olarak görevlendirerek, ciddi bir başlangıçla projemizi başlattık. Bundan sonraki aşamalarda da aynı ciddiyetle projemizin yürüyeceğine, amacına uygun final raporu yazacağımıza inancım tamdır.” diye konuştu.

 

Projenin amacını da açıklayan Başkan Ariç, şunları kaydetti: “Proje uygulaması ile ‘Kadın İstihdamının Desteklenmesi’ programında öngörüldüğü gibi Bingöl ili Genç ilçesinde yerel ihtiyaçlara uygun olarak kadınların iş gücü piyasasına katılımına mani olan sosyo-kültürel engelleri aşmak, istihdama erişimlerini desteklemek ve eğitim vermek yoluyla, kadınların istihdam edilebilirliklerinin artırılması amaçlanmaktadır. Özel güçlükleri olan bölgelerde yani kırsal alanlarda, yetersiz ilgi gören kentsel alanlarda, az gelişmiş bölgelerde, kadınların önlerindeki kültürel engelleri, uğradıkları eşitsizlikleri, cinsiyet ayrımcılığını azaltmak için bölge halkına yönelik, konferanslar, seminerler ve toplantılar düzenleyerek, bölgesel farklılıkların azaltılmasına katkı sağlamak, bölgede vasıfsız ve eğitim düzeyleri düşük kadınların iş gücü piyasasına katılımlarını sağlamak ve yereldeki sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel sorunların çözümüne yönelik bir proje olacaktır.”

 

 

Frankfurt’ta bal üretip, Almanlara satıyor

Haberler

Frankfurt’ta bal üretip, Almanlara satıyor

Almanya’da yaşayan Malatyalı Mustafa Tatar malulen emekli olunca arıcılığa yöneldi. Türkiye’den getirdiği kitaplarla bal üretmeyi öğrenen kanser hastası vatandaşımız herkese örnek olacak bir gayretle hayata tutundu.
Bolu Olay okurlarına Almanya’daki birinci ve ikinci kuşak Türklerin yaşamıyla ilgili bir tablo sunabilmesi amacıyla böyle bir röportaj hazırladık. İşte Almanya’daki Türklerin yeni yaşamı.
Röportaj:Seyfi Alp
30 Ekim 1961’de Almanya ile Türkiye arasında imzalanan Ankara Anlaşması ile başlayan, “Almanya’ya göç”ün ardından 48. yıl geçti. İki sene sonra Almanya’daki Türklerin bu ülkeye misafir işçi olarak gelişi yarım asrı (50.yıl) dolduracak.
Almanya’da 1961 sonrası her on yılda bir Türk toplumu önemli değişimler yaşadı. 1970 başında gelenler fabrika işçiliğine yöneldi. 1980’li yıllarda gelenlerin bir bölümü Türkiye’deki askeri darbeden kaçanlardı. 1990 sonrası eğitim amacıyla gelen Türk sayısı oldukça fazlaydı. 2000’li yıllardan buyana Almanya’daki Türk toplumu daha da hızlı kabuk değiştiriyor.
İyisi ve kötüsüyle, acısı ve tatlısıyla geride kalan yıllar yeni bir gurubu ortaya çıkardı:”Emekliler.”. Birinci ve ikinci kuşağa mensup Türk kökenli emekliler şu günlerde Almanya’da mı kalsın, Türkiye’ye mi gitsin? karar veremiyor.
Türkiye’ye gidip orada uzun süre yaşamak isteyenler, Almanya’da kalan çocuklarını özlüyor. Hatta torun hasreti daha ağır basıyor. Almanya’da emekliliğini yaşamak isteyenler ise rahat değil. Ekonomik sıkıntı yanında zaman geçirmede de zorlanıyorlar.
Bu röportajımızda Almanya’da erken emekli olmuş bir vatandaşımızın sağlığını koruma ve topluma faydalı olma çabasını göreceksiniz.
1944 doğumlu Mustafa Tatar, 1977 yılında memleketi Malatya’dan Almanya’ya gelmiş. Şimdiki beş çocuğundan üçü Türkiye’de, ikisi ise Almanya’da doğmuş. “Beş hayırlı evlat yetiştirdim. Ne mutlu bana” diyebilecek kadar mutlu.
1999 yılında kanser teşhisi konulduktan sonra kendisini bağ bahçe işlerine veren 65 yaşındaki Mustafa Tatar, Frankfurt’ta baktığı arılarıyla bal üretip Almanlara satıyor. İşte Almanya’daki birinci ve ikinci kuşaktan olan vatandaşlarımızın örnek alabileceği bir başarı öyküsü:
-Frankfurt’ta bal üretmek nereden aklınıza geldi?
-1999 yılında bana kanser teşhisi konuldu. 2000 yılında da ameliyat oldum. Frankfurt’ta ameliyatımı yapan Alman doktor 6 ay sonra görüşürüz dedi. Meğer benim altı aylık ömrümün kaldığını ima etmiş. Ben 1990 yılında bahçeyi kiralamış idim. Altı ay sonra doktora gidince gözlerine inanamadı. Sağlığıma kavuşunca çocuklarım bana bahçe işlerine devam etmemi söyledi. Ben de bahçede arıcılık yapma kararı aldım. Bu konuda oğlum Özdilek’in desteği vardı. Çocuklarım beni motive etti. Hep yanımda oldular.
-Şuan kaç arınız var?
-Türkiye’dekilere göre büyük sayılabilecek 6 ayrı kovanım var. Ben başlangıçta 3 kovan almıştım. Kendim üretmeyi öğrendim. Diğer üç kovanı kendim oluşturdum. Burada bal üretmeye başladım. Petek balın kilosunu 15, süzme balın kilosunu ise 10 Euro’dan satıyorum. Kovan sayısını en kısa zamanda 10’na çıkaracağım. Almanya serin bir ülke olduğu için bir kovandan 35 kiloya kadar bal alınabiliyor. Türkiye’ye göre bu daha fazla bir miktar. Türkiye daha sıcak olunca arılar da tembelleşiyor bal konusunda. Bununla ilgili kurslara gidiyorum. Ayrıca Türkiye’den de arıcılık üzerine kitaplar getirttim. Bir okul öğrencisi gibi arıcılık üzerine ders çalışıyorum.
-Almanya’da arıcılık üzerine eğitim veren yerler var mı?
-Ben arıcılığı öğrenmede Almanların çok yardımını gördüm. Bizim burada bir derneğimiz var. Ayda bir defa toplanıyoruz. Bu işi 60 yıldır yapan Alman aileler var. Dernekte birbirimizle bilgi alış verişinde bulunuyoruz. Bal üretimi üzerine seminer ciddiyetinde toplantılar oluyor. Arının düşmanı Güve. Buna göre ilaçları var. Mesela 100 miligramlık bir ilacı eczaneden 35 Euro’ya alıyoruz. Ben aynı şeyi Almanya genelinde arıcılık yapan Türklerle de yapmak isterim. Bu işi öğrenmek isteyen olursa severek yardımcı olurum. Belki Almanya genelinde Türk Arıcılar Derneği bile kurulabilinir. Arıcılık bir tutku. Çok zevkli bir uğraş. Almanya’da bir kişi arıcılığı öğrenmek isterse her türlü imkan var.
-Arılarla ilgili bizimle paylaşabileceğiniz ilginç bilgiler var mı?
-Mesela yeni tıraş olunca arılara yaklaşmayacaksın. Ya da tıraş olduktan sonra losyon ya da parfüm kullanırsan hiç yaklaşmayacaksın. Çok rahatsız oluyorlar. Bir kovanda 30 bin arı var ise bunların on bini sadece su taşıyor. Diğer on bini sadece çiçek poleni taşıyor. Son on bini ise yuvaları dilleriyle ıslıyor. Müthiş bir iş bölümü var. Arılar ben evden çıkınca onlara doğru yol aldığımı antenleri ile biliyor. 5 kilometre uzaklığa kadar antenleri çalışıyor. Bir yerde çiçek bulan bir arı diğerlerine sinyal gönderiyor. Hepsi oraya toplanıyor. Bütün kovanı bir kraliçe yönetiyor. Kraliçe ölürse yenisini 25 Euro’ya satın alabiliyoruz. i
-Frankfurt’ta bağ bahçe işleri ile meşgul olmak hayatınızı nasıl değiştirdi?
-Ben yüzde yüz rahatsızlık nedeniyle erken emekli oldum. 19 yıldan buyana bağ bahçe işleri ile uğraşıyorum. Bahçemde bir ara 3 ayrı köpek besliyordum. Bunlardan biri kangal idi. Ancak belediye köpekleri gece saat 22.00’ye kadar bahçede bulundurabileceğimi, daha sonra eve götürmem gerektiğini söyledi. Mecburen elimden çıkardım. 19 yıldır bahçemde domates, biber yetiştiriyorum. Kavun karpuzum var. Türkiye’den getirdiğim şeftali, dut gibi ağaçlar var. Burası olmasa kahveye gideceğim. Kanseri bu bağ bahçe işleri ile yendim dersem abartmış olmam. Bir de arıcılık üzerine çok bilgi sahibi oldum. Bu başlı başına bir ilim. Bu öğrendiklerimi yakın çevreme anlatıyorum. Her öğrendiğim yeni şey beni şaşırtıyor.
-Almanya’daki Türkler isterse bağ bahçe işleri yapabilir mi? Bu zor değil mi?
-Dünyanın en kolay işi toprak ile uğraşmak. Almanya bunu teşvik ediyor. Alman komşular bu konuda yardımcı olur. Toprakla uğraşmak insanın stresini alır. Almanya’daki bütün belediyelerin kiralık ucuz bahçeleri var. Özellikle birinci ve ikinci kuşak zaten Türkiye’den biraz bu işleri bilir. Tek problem bu yönde istekli olmaları. Harekete geçmeleri. Bana göre Almanya’da yaşayıp da domates bibere para vermek israf. Her Türk kendine ait bahçede bunları yetiştirebilir. Elma armut bile yetişir buralarda. Ben yetiştiriyorum.
-Almanya’ya gelince ne tür işler yaptın?
-İlk olarak inşaat firmalarında çalışmaya başladım. Adı belli firmalardı. İnşaat işlerini öğrendim. Zor işlerdi. Daha sonra bir deri çanta firmasında çalıştım. Bu firmanın patronu ile şuan ailecek görüşüyoruz. Şuan kiraladığım bahçe de ona ait. Çocuklarımın eğitimine çok önem verdim. Mutlaka okumalarını istedim. En büyükleri kız. Üçü erkek, beş çocuğum var. Her biri diğerine destek oldu. Eşim ve beni üzmediler. Hayırlı evlatlar yetiştirdik diyebilirim.
-Almanya’da sizin kuşaktan olan Türklere neler tavsiye edersiniz?
-Almanya çok güzel bir ülke. Burada yaşlılık döneminde de güzel yaşanabilir. Ancak bu noktada bilinçli olmak şart. Bizim çocuklarımız artık buralı. Ben torunlarımı görmeden duramıyorum. Buralardan gidemeyiz. Kahvelerde kendilerini çürütmesinler. Her gün mutlaka yeşillik görsünler. Almanya’da bağ bahçe kiralamak fazla pahalı değil. Bu işlere yönelsinler.

 

Sıcak hava arıların düzenini bozdu

Haberler

Türkiye genelinde etkisini gösteren aşırı sıcak hava arılarının yaşam düzenini de olumsuz etkileyerek bal üretiminin düşmesine neden oldu. Mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklar nedeniyle arıların beslendiği bitkiler kuruyunca kovanlar boş kaldı.

 

Geçen yılın aynı dönemine göre üretimde yüzde 70'e varan düşüş olduğu belirtiliyor. Üretimdeki düşüşün fiyatlara yansıması bekleniyor. Arılarını başka bölgelere götürmeyi düşünen üretici, illerin sıcaklık değerlerini takip etmeye başladı.

 

Kayseri Develi Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Münir Zent, 2010 yılına arıcılık sektörünün iyi başladığını, arıların bahar ayında çok iyi ve güçlü durumda olduğunu, fakat yaklaşık bir aydır sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde olması nedeniyle arıların da yaşam düzeninin olumsuz etkilendiğini söyledi.

 

Arıların bu aylarda bal yapması gerekirken peteklerin boş kaldığını belirten Zent, "Arıların Erciyes'in eteklerinde bal yapamamasının sebebi aşırı sıcaklar. Arıların beslendiği bitki ve çiçek türleri kurudu. Özellikle arıların bal yapımında keven bitkisi önemli yer tutuyor. Bu bitkinin aşırı sıcaklardan yanması ve arıların Erciyes'in eteklerinde konacak çiçek bulamaması bal üretimini olumsuz etkiliyor." dedi.

 

40 yıldır arıcılık yaptığına dikkat çeken Birlik Başkanı Zent, aşırı sıcakla birlikte nem ve yağışın olmamasının arıların bal yapımını etkilediğini söyledi.

 

Mevsimsel hava değişikliklerinden dolayı kovanlardaki doluluk oranında geçen yıllara göre yüzde yetmişlere varan bir azalma olduğuna dikkat çeken Zent, "Temmuz ayı ortalamalarından itibaren bu aya gelene kadar arılardan istediğimiz verimleri alamıyoruz. Arılarımızı Muğla ilinde çam balı yapmaları için götüreceğiz, ama oraların da sıcaklık değerlerinin çok artmış olması maalesef bizi hareket edemez hale getirdi." şeklinde konuştu.

Sıcakların bu şekilde devam etmesi halinde, bal fiyatlarında önemli ölçülerde artış olacağı bildirildi.

 

 
Sayfa 2 - 23

Ptt ile kapıda ödemeTarım ve Hayvancılık KitaplarıARISAN ARI PETEK İSTANBUL BAYİİwww.aricilikkitabi.comGüner KAYRAL Blog